DUALARLA BULUŞMAK ÜMİDİ İLE



[TÖVBE VADİSİ] Şükrederiz Rabb’imize tövbe ederken bize ik

  • 27/7/2007
MUSTAFA OĞUZ

İki damla gözyaşı, tövbenin süsüdür. İki damla gözyaşı tövbesinin belgesidir. Gecenin koyu karanlığı içinde açılan avuca damlayan iki damla gözyaşı, duanın kanadıdır.

Duayla çiçek açan tövbenin, vicdanın, kalbin, aklın, kısacası bütün vücudumuzun dile gelip:

“Affeyle Allah’ım, sen bildirdin; ben bilemedim!

Affeyle Allah’ım, sen öğrettin; ben unuttum!” demesidir.

Beşer olmanın, insanlığın, insanın; insanı düşürdüğü yerde insanın kendini görmesinin adıdır tövbe.

Avuçlarımıza yanağımızı yaka yaka damlayan gözyaşı kalbimizi, vicdanımızı, ruhumuzu yakıp da kazanmıştır sıcaklığını.

Onun için yakıcıdır gözyaşı.

Hele tövbe için dökülen gözyaşı, daha bir yakıcıdır.

Pişmanlık vadisini boydan boya geçmiş, tövbe vadisine gelip Rabb’ine el açmıştır kul.

Yanmış, yakılmış, pişmiş ve “olmuş”tur.

İnsan tövbe vadisine geldiği zaman, şeytanın iplerinden kurtulmuş melek kanatlarının gölgesine sığınmıştır.

İnsan, yüce dergâha üzerindeki kirli kaftanı atıp beyazlara bürünmek için gelmiştir.

Peygamber Efendimiz (sas), “Günahtan tövbe eden, bir günah işlememiş gibidir.” buyurmuş.

“Kul bir günah işler, sonra da günahını itirafla tövbe ederse, Allah Teâlâ tövbesini kabul ve affeder.” buyurarak tövbe ve af kapının sonuna kadar açık olduğunu söylüyor Peygamber Efendimiz (sas) bir başka hadisinde.

Ne büyük bir müjdedir bu, günaha batmış olana!

Ne büyük bir çıkıştır bu, günaha dalmış olana!

Ne büyük bir haberdir bu, günaha boğuldum diyene!

Ne güzel bir dindir bu!

Ne güzel bir kapıdır tövbe!

Ne güzel bir arınma vadisidir tövbe!

Günah vadisinden, hata dağından, tövbe kapısından geçerek bizlere arınma imkanı sunan Rabb’imize şükrederiz.

Şükrederiz, daha nice nimetleri bizlere veren Rabb’imize.

Şükrederiz Rabb’imize, tövbe ederken bize iki damla gözyaşı verdiği için.

Şükrederiz, günahtan sıyrılıp tövbeye sığınacak bir kalbe sahip olduğumuz için.

Sayı: 242

“Allah yakar, çarpılırsın” gibi sözleri sakın söylem

  • 27/7/2007

HAKAN METAN
* Çocuklara ‘Allah yakar, Allah çarpar, çok günah’ gibi cümleleri kesinlikle kullanmayın. Yoksa Allah’ı, onu hep engelleyen (haşa) sinir bozucu birisi olarak algılar.

* 10-11 yaşına kadar yalnızca cennet olgusu anlatılmalı. 12 yaşından itibaren dengeli bir şekilde cennet-cehennem olguları, yerine uygun olarak denge içinde anlatılmalı. Yoksa gereksiz korkular geliştirebilir ve Allah sevgisinin oturması çok zaman alabilir veya hiç oluşmayabilir.

* Çocuğunuzun yanında namaz kılın, Kuran okuyun ki sizi örnek alsın. Ancak, tam onunla eğlenceli bir şey paylaşırken onu bir anda bırakıp bunu yapmayın.

Yoksa bu güzelliklere aranızı bozan birer düşman nazarıyla bakabilir.

Anlayışlı bir eş misiniz?

  • 13/7/2007

GÜLAY ATASOY

“Çok başım ağrıyor” dedi kadın telefonla…
“Bir hap al geçer” diye cevapladı eşi.
“Geçmek bilmiyor öleceğimi hissediyorum.”
“Biraz dinlen, bir şeyin kalmaz.”
“Vaziyetim kötü, bildiğin gibi değil, anlamıyorsun?
Lütfen beni doktora götürür müsün?”
“Bu iş saatinde nasıl izin alabilirim? Bitmesi gereken öyle çok iş var ki!..”

Çoğu eşler arasında yaşanır bu tür konuşmalar. Eşler çoğu kez, birbirlerini ya anlamaz, ya anlamak istemez, ya da yanlış anlar.

Kimi zaman da birbirlerini suçlayarak tartışırlar. Birisi, “eşim beni ciddiye almıyor” der. Diğeri ise kimi zaman bunun farkına bile varmaz.

Bazen eşlerden birisi çok alıngan olur. Her sözden bir mana çıkararak eşini suçlar. Özellikle kendine güven duygusu olmayan eşler, normal konuşmalardan bile anlam çıkarırlar.

Hanım “ay bu domatesler çürük” dese eşi, “Ben aldım ya kötü olur. Zaten sen benim aldığım hiçbir şeyi beğenmezsin!” cevabını verir.

Veya “Bu yemek tuzsuz olmuş” diyen beye, hanım, “Sen de benim yaptığım hiçbir şeyi beğenmezsin. Ben hiçbir şeyi başaramam” sözleriyle işi tartışmaya kadar götürür.

Genelde tartışmalar basit şeylerden çıkar. Tartışma bittiğinde ise eşler niçin tartıştıklarını bile unuturlar.

Eşler birbirlerinin hatalarına gözlerini yumup, kulaklarını tıkamalı.. Ama birbirini anlamak için gözlerini dört açıp, kulaklarını kabartmalıdırlar.

Çünkü bu tür problemlerin çözümü ‘sen beni anlamıyor, anlamak istemiyorsun” şeklindeki suçlamalardan değil, diyalogdan geçer. Aralarında iyi bir diyalog kurup konuşmayı başaramayan eşler, davranışlarını kötüye yormaya başlar, sonra da bunu kötü davranış takip eder. Bu yoldan gitmeye devam ettikleri takdirde varacakları yer elbette anlaşmazlık durağı olur.


Olumsuzluklara son vermek için:

* Eşler, aralarında kopmuş olan, ya da yeterince olmayan diyaloğu geliştirmelidir.

* Eşler, birbirlerinin söz ve davranışları arkasındaki sebebi araştırmadan hemen karşılık vermeye kalkışmamalıdır.

* Sözleri iyi tahlil etmeli, yanlış anlayıp birbirlerini hırpaladıktan sonra özür dilemek zorunda kalmamalı.

* Karşı tarafı suçlamak, ya da bir suçlu icat etmek yerine -şayet varsa- suçu ortadan kaldırmanın yolları aranmamalıdır.

* Fazla alıngan olmamalı. Her sözden, her davranıştan kötü bir mana çıkarmamalıdır. Bazen eşlerden birinin kazara sarf ettiği bir söz, silah olarak kullanılıp diğer eş yaylım ateşine tutulmamalıdır. Bilhassa “filan zaman sen şöyle demiştin” diyerek cerbeze yoluna gidilmemelidir.

* Hiçbir eş buz üstünde düşme korkusuyla yürüyen, ya da tepesinde kristal bardaklar taşıyan gibi olmak istemez.

Özetle, eşinizin söz ve davranışlarını yargılamakta acele etmeyin ki, Rabb’imizin “Halim” ismi üzerinizde tecelli etsin.

MAHREMİYET ÇOCUKLARA NASIL ÖĞRETİLMELİ?

  • 16/4/2007

Sağlıklı bir mahremiyet gelişimi için neler yapabiliriz?

* Çocuğa ayrılmış olan odaya büyüklerin girerken kapıyı çalarak sesli olarak izin istemeleri çok önemlidir. Böylece çocuk, hem kendisine değer verildiğinin farkına varacak, hem de özel odalara girerken izin istenmesi gerektiğini büyüklerinden görerek öğrenmiş olacaktır.

* Çocuğunuza 4 yaşından itibaren giyinirken bazı hususlara dikkat etmesini sağlayın. Özellikle misafirlerin yanında giyinilmemesi gerektiğini öğretin. Odasında giyinen çocuğunuza kapısını ve penceresini kapalı tutmasını isteyin.

* Çocuğunuzun tuvaletteyken kapısını kapalı tutması gerektiğini, banyo veya tuvalete girmek istediğinde kapıyı mutlaka çalması gerektiğini öğretin. Böylece banyo ve tuvaletin özel bir alan olduğu fikri kafasına yerleşecektir. Eğer çocuğunuz lazımlığa tuvaletini yapıyorsa dikkat edeceğiniz nokta, lazımlığı herkesin görebileceği bir yere koymamanızdır.

* Çocuğunuza siz yatak odasındayken kapının vurulmadan girilmeyeceğini öğretin. “Ben giyiniyor olabilirim. Ve giyinirken yalnız kalmalıyım.” gibi açıklamalar yapabilirsiniz. Ancak, zaman zaman çeşitli nedenlerle geceleri yatak odanıza gelebileceğini düşünerek dikkatli olmanız gerekir.

* Ev içi kıyafetlerinizde de dikkatli olmalısınız. Sizin kıyafetlerinize dikkat etmeniz çocuk için en iyi eğitimdir.

* Mahremiyet anlayışını kazandırmaya çalışırken, zorlayarak, korkutarak katı bir disiplinle yaklaşmamaya dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde ya söylenenin zıddını yapan ya da konuşmayan, özgüveni eksik bireyler karşımıza çıkabilir.

* 12. ayından sonra eğer çocuğunuzla beraber yıkanıyorsanız bunda mutlaka dikkat edeceğiniz hususlar olmalı. Çocuk kendi bedeniyle anne ve babasının bedeni arasında sınırlar olduğunu bilmelidir.

MUTLU EVLİLİĞİN FORMÜLÜ

  • 16/4/2007

Günümüzde aile içi huzursuzlukların ve boşanmaların giderek arttığı bir gerçektir. Evlilik neden yıkılabilir? Ekonomik sıkıntılardan mı? Eşlerin birbiriyle karşılıklı oturup konuşmamalarından, anlaşamamalarından mı? Kıskançlıktan mı? Yoksa sadakatsizlikten mi? Ya da eğitimsizlik, kişilik çatışması, psikiyatrik bir rahatsızlık mı söz konusu?

Bunların hepsi birer belirtidir aslında. Gerçek sebep ise sevgi, saygı ve güven bağlarının zayıflamasıdır. Sevgi, saygı ve güven, eşleri bir arada tutan, evliliği yürüten yapıştırıcıdır.

Evlilik, oldukça önemli bir müessesedir. Özellikle yeni evlenenler veya bazı küçük ipuçlarına dikkat etmeyip de yıllarca acı çekmek zorunda kalan evli insanlar aslında bazı hususlara dikkat ederlerse daha mutlu bir hayat yaşayabilirler. Mutluluk öyle gökten zembille inmez. Hak etmesini bilenler, mutluluk için çaba harcayanlar mutlu olabilirler.

1. EŞİNİZE İLGİNİZLE, SEVGİNİZİ GÖSTERİN

Sevgi, bir ateşe benzer. Bu ateş sürekli yakıt yönüyle beslenmezse sönecektir. Sobaya odun atmazsanız, doğalgazınızı keserseniz, eviniz ısınmaz. Bunun gibi sevgi ateşi de ilgi gösterilmezse söner gider. Eşler de birbirlerine ilgi göstermeli, birbirlerinin eksik ve hatalarını onarmaya yönelik ilgilerini esirgememelidir.

2. EVİ OTEL GİBİ KULLANMAYIN

Zamanında gösterilmeyen ilgi, ilgi değildir. Özellikle bazı erkekler evlerini bir otel ve restoran gibi kullanmakta ve böylece büyük bir yanlışın girdabına düşmektedirler. İyi bir işadamı, başarılı bir yönetici olmak yetmiyor. Başarılı ve iyi bir baba ve iyi bir koca olmak da gerekiyor.

3. “HOŞ GELDİN”İ BİLE ESİRGEYENLER VAR

Bazı hanımlar da eşlerine karşı yeterli ilgiyi göstermemekte, akşam yorgun-argın evine dönen kocasına “hoş geldin” demeyi, bir güler yüz göstermeyi bile çok görmektedir. İyi bir anne ve iyi bir ev hanımı olmak yetmez, iyi bir eş ve iyi bir hayat arkadaşı da olmak gerekiyor.

4. AŞIRI KISKANÇLIK, EVLİLİĞİ ZEDELİYOR

Belli bir noktaya kadar kıskançlık iyidir. Ancak aşırı kıskançlık bir rahatsızlıktır ve fertlerin ruh ve kalplerini zedeleyici bir faktördür. Bazı kıskançlık hezeyanı yaşayan hasta tipler vardır ki gece eşini uyandırarak “Söyle bakalım rüyanda kimi görüyordun?” diye sorgularlar. Telefona azıcık geç cevap verilirse bunun nedenini sorgular, eşi hakkında kötü zanlarda bulunurlar. Bu gibi durumlar da ilaç tedavisi gerektirecek kadar ciddi rahatsızlık konusudur.

5. EŞİNİZE GÜVENİRSENİZ MUTLU OLURSUNUZ

Eşler birbirine güven duymaz ve bunu karşı tarafa hissettirirse sürekli bir gerginlik yaşarlar. Kimse kendisine güvenilmediğinde bundan hoşlanmaz. Eşinize güvendiğinizi hissettirmeniz ona vereceğiniz en önemli hediyedir. Ona iyi ve hoş kelimelerle seslenirseniz buna karşılık bulacak, güzel hitaplarınız güzel sözcükler halinde size bir yankı gibi geri dönecektir.


Ailenizin sağlamlığını test edin

Sağlam ailenin üç özelliği vardır. Nebraska Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre sağlam ailelerde üç temel özellik dikkati çekmiştir.

1. Dindarlık
Uzun yıllar başarıyla evliliklerini sürdüren eşler düzenli olarak kiliseye gidiyorlardı.

2. Övgü ve takdir
Aile içindeki fertler birbirlerinden gerekli zamanlarda iltifatlarını ve ruhlarını hoşnut edici övgü dolu sözcükleri esirgemiyorlardı.

3. Birlikte zaman geçirme
Bu aileler iş, eğlence, evde ya da dışarıda yemekte daha çok birlikte zaman geçiriyorlardı.

***

Mutluluk gökten zembille inmiyor, hak etmesini bilenler, çaba harcayanlar mutlu oluyor.



dualarla










BANNERİMİ SİTENİZE
EKLEMEK İÇİN















NAMAZI İHMAL
EDENLER İÇİN



Video'daki İçli bir ses
kıyamet suresinden şu ayetleri okuyor...
"Artık gözünüzü açın!
ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır,
"tedavi edebilecek kimdir?" denir.
(Can çekişen) bunun gerçek bir
ayrılış olduğunu anlar.
Ve bacak bacağa dolaşır.
İşte o (peygamberin getirdiğini)
doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.
Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti.
Sonra da çalım sata sata yürüyerek
kendi ehline gitmişti. Layıktır (o azap) sana layık!
Evet, layıktır sana (o azap) layık.
İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir "
(Kıyame Suresi, 75/26-35)


Baş örtüsü
tesettür ün
dinimizde yeri nedir?